DOĞADA EN SIK YAPILAN HATALAR

Doğaya çıkmak, son yıllarda özellikle büyükşehirlerde yaşayanlar için şehir hayatından uzaklaşmanın ve nefes almanın tek yolu haline geldi. Yürüyüş rotaları kalabalıklaşıyor, kamp alanları daha fazla ziyaretçi ağırlıyor ve yeni insanlar outdoor dünyasıyla tanışıyor. Doğaya olan ilginin artması güzel. Ancak doğada geçirilen zaman arttıkça, daha çok insan doğada iz bıraktıkça, farkında olmadan yapılan bazı hatalar da daha görünür hâle geliyor.

Çoğu zaman kötü niyetle değil, bilgi eksikliğinden, alışkanlıklardan veya “bir kereden bir şey olmaz” düşüncesinden kaynaklanıyor. Oysa küçük görünen davranışlar, özellikle yoğun kullanılan rotalarda zamanla büyük etkilere dönüşebiliyor. İşte doğada en sık karşılaşılan yedi hata ve bunlardan kaçınmanın yolları.

1 – “Nasıl Olsa Toprağa Karışır” Diyerek Çöp Bırakmak

Bir su şişesi, bir enerji barı paketi ya da bir sigara izmariti tek başına önemsiz görünebilir. Ancak popüler bir yürüyüş rotasını kullanan yüzlerce kişi aynı şekilde düşünürse, kötü sonuçlar kaçınılmaz olur. Türkiye’de özellikle yaz aylarında kıyı yürüyüş rotalarında, piknik alanlarında ve kamp bölgelerinde bunun örneklerini görmek mümkün.

Bir başka yaygın yanılgı da meyve kabuklarının zararsız olduğu düşüncesi. Muz kabuğu, portakal kabuğu veya çekirdekler doğada zamanla çözünse de, ait olmadıkları bir ekosisteme bırakıldıklarında görüntü kirliliği yaratabilir ve yerel yaşamı etkileyebilir.

Basit kural: Yanında getirdiğin her şeyi geri götür.

2- Patikanın Dışına Çıkmak

Yürüyüş sırasında daha kısa bir yol bulduğunu düşünmek cazip gelebilir. Ancak patikaların bir nedeni vardır. Belirlenmiş rotalar hem ziyaretçileri yönlendirmek hem de çevredeki bitki örtüsünü korumak için oluşturulur. Özellikle ilkbaharda canlanan hassas bitki örtüsü, sürekli ezildiğinde kendini yenilemekte zorlanabilir.

Bu durum Türkiye’nin popüler bölgelerinde, örneğin Likya Yolu veya Kaz Dağları gibi yoğun ziyaretçi alan rotalarda daha belirgin hâle gelebiliyor.

Basit kural: Yol uzasa bile mevcut patikayı takip et.

3- Sessizliği Bozmak

Doğaya çıkmanın nedenlerinden biri genellikle sessizliktir, doğayı dinlemenin keyfine varmaktır. Buna rağmen taşınabilir hoparlörlerden yükselen müzikler ya da yüksek sesli sohbetler birçok rotada sıkça karşılaşılan bir durum. Özellikle Türkiye’de sahil kesimlerde yüzmeye veya pikniğe gelmiş kalabalık grupların bazen araba setlerinden bazen de taşınabilir hoparlörden yüksek sesle müzik dinlediğine daha sık şahit oluyoruz. Bu davranışlar, doğanın keyfini çıkarmak isteyenlere de saygısızlık oluyor.

Ayrıca sessizlik sadece diğer ziyaretçiler için değil, bölgedeki yaban hayatı için de önemli. Hayvanlar insan sesine ve ani gürültülere karşı oldukça hassastır. Doğanın seslerini duymak için geldiğimiz bir yerde, bazen biraz daha sessiz olmak en büyük katkıdır.

Basit kural: Müziği kulaklıkla dinle, doğanın sesine yer bırak.

4- Bitki ve Taşları Hatıra Olarak Toplamak

Güzel bir çiçek, ilginç bir taş ya da kuru bir dal… Hepsi eve götürmek için cazip görünebilir.Ancak binlerce kişinin ziyaret ettiği alanlarda herkes küçük bir hatıra aldığında, geride kalan manzara hızla değişir. Özellikle endemik bitkilerin bulunduğu bölgelerde bu durum daha büyük sorunlara yol açabilir.

Basit kural: Hatıra olarak sadece fotoğraf götür.

5- Ateşi Hafife Almak

Türkiye’nin iklim koşulları düşünüldüğünde belki de en kritik konu bu. Kontrolsüz kamp ateşleri, söndürülmeden bırakılan közler veya rüzgârlı havalarda yakılan ateşler ciddi yangın riskleri oluşturabilir.

Özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde yaz aylarında bu konuda ekstra dikkatli olmak gerekiyor. Ateş yakmanın serbest olduğu alanlarda bile tüm kurallara uymak ve ayrılmadan önce tamamen söndüğünden emin olmak şart.

Basit kural: Emin değilsen ateş yakma.

6. Gereğinden Fazla Tüketmek

Outdoor kültürü, bazen yeni ekipmanlar hatta bazen en fazla özelliğe sahip ürünler satın almakla eş anlamlıymış gibi sunulabiliyor. Oysa doğaya çıkmak için her zaman en üstün ve en pahalı aksesuarlara veya sayısız ekipmana ihtiyaç yok. İyi seçilmiş birkaç parça ekipman çoğu zaman fazlasıyla yeterlidir. Daha az eşya taşımak hem daha az yorulmak hem de eşyaların kaybolma veya çalınma endişesini daha az hissetmek demektir.

Ayrıca doğaya giderken normalde ihtiyacımız olandan daha çok yemek üstüne düşünebiliyoruz. İhtiyacımızdan fazla yiyeceği tüketip, doğal kaynakları sömürmeye de gerek yok. Daha az yiyecek taşımak, daha az tüketim yaratır, daha az atık oluşturur, hareket etmeyi kolaylaştırır. İhtiyaçlarını, sana en uygun, basit ve ulaşılabilir olanla gidermeye çalış. Doğada enerjini korumanı sağlayacak birkaç çeşit temel gıda yeterlidir.

Basit kural: İhtiyacın olanı al, trend olanı değil. İhtiyacın kadar yiyecek götür, iştahını dengelemeye çalış.

7. “Benim Yaptığım Bir Şeyden Ne Olacak?” Diye Düşünmek

Aslında diğer altı maddenin temelinde bu düşünce yatıyor. Bir kişi çöp bırakır, bir kişi patikadan çıkar ya da bir kişi ateşi tam söndürmeden ayrılırsa, tek başına küçük görünen bu davranışlar, yüzlerce kişi tarafından tekrarlandığında doğanın karşı karşıya kaldığı sorunlara dönüşür. Doğayı korumak her zaman büyük projelerle başlamaz. Çoğu zaman basit alışkanlıklarla başlar.

Basit kural: Her hareketinin sorumluluğunu taşı.

Doğada vakit geçirmek, onunla bağ kurmanın en güzel yollarından biri. Ancak bir yeri ziyaret etmek ile ona özen göstermek arasında önemli bir fark var. Sürdürülebilir outdoor kültürü karmaşık kurallardan değil, şu basit sorudan başlıyor: “Buradan ayrıldığımda, benden geriye ne kalacak?” İdeal cevap ise oldukça basit: “Hiçbir şey”.

Doğa severlere doğaya çıkış yolu açmak ve buradan aldığı ilhamla stil önerileri, ipuçları ve çok daha fazlası ile
 The Moose Blog
 şimdi sizlerle

Bizi Takip Edin